Makat çatlağı saatlerce süren ağrılara neden olabilir

Makatın çıkışında, çatlak şeklinde oluşan bir yara sonucu dışkılama sırasında ve sonrasında şiddetli ağrıya ve bazen kanamaya neden olan bir hastalık olan makat çatlağı, kişiyi günlük yaşamından alıkoyacak kadar şiddetli olabilir.

Makatın çıkışında, çatlak şeklinde oluşan bir yara sonucu dışkılama sırasında ve sonrasında şiddetli ağrıya ve bazen kanamaya neden olan bir hastalık olan makat çatlağı, kişiyi günlük yaşamından alıkoyacak kadar şiddetli olabilir. Hastaların dışkılarken yırtılma hissi gibi bir ağrı hissettiklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “Ancak asıl ağrı dışkılamanın bitiminde ortaya çıkar ve saatlerce sürebilir. Özellikle herhangi bir nedenden dolayı yapılan zorlu dışkılamalar veya makatın çok tahriş olduğu ishal gibi durumlarda makatta yırtıklar oluşabilir. Bu yırtıklar kaslarda spazma yol açarak daha fazla basınca maruz kalırlar ve kan dolaşımları yetersiz kaldığı için yırtığın kendiliğinden iyileşme ihtimali azalır” açıklamasında bulundu.

Makat çatlağı tanısının, hastadan iyi bir anamnez (hasta öyküsü) alındıktan sonra yapılan dikkatli bir fizik muayene ile kolaylıkla konulabildiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “Tanı için genellikle herhangi bir tetkik yaptırmaya gerek yoktur. Fakat sıklıkla yanlış tanı konulur ve hastalar ‘hemoroid’ tedavisi gibi birtakım gereksiz ve faydasız ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, bazen de hastalara hemoroid ameliyatı yapılabilir. Bunun nedenlerinden birisi fissürlerde birkaç hafta içinde dışarıda küçük bir meme oluşması ve bu memenin hemoroid memesi ile karıştırılmasıdır” dedi.

Hastaya doğru dışkılama önerileri yapılmalı

Anal fissür tedavisinde ilk adımın hastanın eşlik eden bir kalın bağırsak sorunu olup olmadığının ortaya konulması olduğunu dile getiren Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “Ancak akut fissürlü bir hasta kısmen de olsa rahatlatılmadan parmak muayenesi ve endoskopik inceleme yapılmamalı. Hastanın dışkılama alışkanlığı ayrıntılı olarak sorgulanmalı ve doğru dışkılama önerileri mutlaka yapılmalı” şeklinde konuştu. 

Bol lifli beslenme önemli

İlk aşamada hastalara, biri dışkılamadan sonra olmak üzere günde 4-5 kez ılık su banyosu yapması, suyu dayanabileceği ama yanmayacağı kadar sıcaklıkta ayarlaması ve 10-15 dakika su içinde oturmasının önerildiğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “İkinci aşamada hastalara dışkılarının yumuşak olmasını sağlamak için beslenme alışkanlığının değiştirilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Hastalar günde en az 3 litre su tüketmeli, bol lifli ve posadan zengin bir diyet ile beslenmelidirler” dedi. Ayrıca hastaların dışkıyı yumuşatmak ve kabızlığı önlemek için kuru kayısı ve incir gibi sebze kuruları ve çeşitli bitki çayları tüketmelerinin de yararlı olacağının altını çizen Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “Eğer buna rağmen dışkı yumuşamaz ve kabızlık devam ederse birtakım ilaçlar ile bu sorunun çözülmesi gereklidir. Çünkü katı dışkılama, çatlağın olduğu yerde ciddi ağrılara neden olacaktır ve hastalar ağrı olmasın diye tuvaletlerini geciktireceklerdir. Bu da bir kısır döngüye neden olacaktır” açıklamasında bulundu.

Ameliyat son çare

Anal fissür tedavisinde bir sonraki aşamanın makata halk arasında “botoks” olarak bilinen botilinum toksin’in enjekte edilmesi olduğunu dile getiren Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “Yaklaşık yüzde 70 oranında başarılı olan bu yöntem geçici olarak makat kaslarının kısmi felci ile etki etmektedir. Eğer kabızlık ve ıkınma gibi sorunlar giderilmez ise bu yöntemde nüks ihtimali çok yüksektir” şeklinde konuştu. Anal fissürde son çarenin ameliyat olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “Ameliyatta makatı kasan kaslardan içteki kesilerek yaranın kan dolaşımının artması ve kendiliğinden iyileşmesi sağlanır. Doğru yapıldığında başarı oranı yüzde 98-99 civarında olmasına rağmen yüzde 3-5 hastada gaz tutamama, ishal olunca dışkı kaçırma gibi sorunlara yol açabilmesi ve bu sorunların tedavisinin hemen hemen imkânsız olması nedeniyle, özellikle kadın hastalarda en son seçenek olarak düşünülmeli” dedi.

Hibya Haber Ajansı

Okunma