Koronavirüs dünyayı nasıl etkiliyor? Korkmalı mıyız?

Dr. Servet Terziler, dünya genelinde yayılım gösteren koronavirüsle alakalı açıklama yaptı.

Terziler, dünya üzerinde şu anda sanki bilinçli bir şekilde koronavirüs salgınıyla bir korku, kaygı ve endişe meydana getirildiğini söyledi.

İnsanların salgından dolayu kaygı içinde olduğuna işaret eden Terziler, ''Bu kadar kaygılanalım mı? Bunu anlamak için dünyadaki pandemi denilen salgınlara biraz bakalım. Dünyada ortalama 50 ila 100 yılda bir salgın meydana geliyor. Bir salgın dünya çapında olduğu anda buna pandemi diyoruz. Ülke çapında olduğu zaman epidemik, bölgesel olduğunda endemik diyoruz.'' dedi.

Terziler, pandemi kavramına bakıldığında, 1968 yılında dünyada bir grip salgını yaşandığının bilindiğini, 1 milyon insanın vefat ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

''Günümüzden 100 sene önce ise bir İspanyol gribinin dünyada pandemik yaptığını, o dönemde 50 ile 70 milyon insanın vefat ettiğini biliyoruz. Ondan 100 sene önceye döndüğümüz zaman 1820 yıllarında ise kolera salgınlarının olduğunu biliyoruz ve bu geriye doğru devam ediyor. Salgınlardan sonra da insanlık tarihindeki köklü dğeişiklikleri görmeye başlıyoruz. Nasıl oluyor bu 1820 salgınından sonra dünya demokrasi ile tanışmaya başladı, krallık sistemleri çökmeye başladı. Dünyada sanayi toplumundan kapitalist topluma geçiş meydana geldi. Paranın ve para kazanmanın ön planda olduğu bir sisteme geçtik. 1968 yılındaki İspanyol salgınından sonra ise dünyada enterasan bir şekilde ulus devlet kavramları ortaya çıkmaya başladı ve o dönemde özellikle Amerika ve Rusya gibi büyük ulus devletleri ortaya çıkıp dünyayı yönetme sevdasında bulundu. Artık ulus devletlerin değil de dünyayı yöneten tek bir devletin olması konusunda bir yönelimin olduğunu ve dijital dünyanın dünyaya hakim olduğunu, robot ve akıllı sistemlerin dünyayı yönetmek üzere kurgulandığı, insanın, iş gücünün artık daha az dünya ekonomisinde yeri olduğunu gözlemlemeye, yaşamaya başladık.''

O döneme bir geçiş olacak gibi birçok teorisyenden bilgiler aldıklarını belirten Terziler, ''Acısıyla, tatlısıyla bir tarihin içinde bulunuyoruz şu anda. Dünya kendisini yenilemeye çalışıyor ve önümüzde gerçekten yep yeni bir yüzyıl olacak. 2020 şu anda biraz depremler, hastalıklarla geçiyor ama biz bu dünyaya baktığımız zaman zevk ve keyif yapmak amacıyla gelmedik. Sorunlarla baş edip sorunları kendi lehimize çevirebilecek çıkarımlar yapmaya geldik ve hangi koşulda olursak olalım pozitif kalmaya, güçlü kalmaya, azimli ve inançlı kalmaya kendimizi eğitmeye geldik.'' dedi.

Terziler, şöyle devam etti:

''Biliyoruz ki en güçlü insanlar, dünyada rahat yaşayan insanlar değil. Zorlukları nasıl yenebileceğini öğrenen insanlar çok mutlu oluyor. Hele ki biz Türk milletiyiz ve şu anda bizim son 5 yılımız ekonomik bir savaşla geçiyor. Bu konuda birçok insanımız, firmalarımız, yurt dışı yatırımlarını, ihracatlarını yaparak kendini geliştirmeye çalıştı. Şu anda dünya şirketleri çıkarmaya çalışıyoruz. Fakat son kriz bütün dünya devletlerini vurdu. 1.5 milyarlık dev Çin fabrikalarını kapattı, ülkelerini imalata kapattı. Arkasından bakıldığı zaman en çok etkilenen kıta Avrupa oldu ve şu anda İtalya, Fransa, Almanya, Hollanda vaka sayısı bildiriminde binlerin üzerine çıkan ülkeler arasında. Hepsi şu anda dışarı çıkma yasaklarını ortaya döküp, bunu kontrol altına alma çabasına girdi. Peki biz ülkemizde ne yapalım? Şu anda salgını önleyebilecek tedbirleri almanın hepimizin hem insani hem de toplumsal olarak borcumuz olduğunu bilmemiz lazım. Çünkü bu virüsün çok hızlı yayılma özelliği olduğu için zaten şu anda devletimiz de yaptığı en son açıklamalarla toplu yerlerde bulunmamızı engelleyecek tedbirler aldı.''

İnsanlara düşen vazifenin başında, topluluk olan yerlerden kaçınmak, bireysel, zihinsel gücü maksimumda tutmak geldiğini dile getiren Terziler, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Hayat yolculuğunda özellikle mesleki olarak yaptığım hekimliğimde insanları sadece et, kemik olarak görmem. İnsanın ruhuna dokunmaya çalışırım, çünkü bu yolculuk sırasında insanlar korku, kaygı, endişe içinde oldukları için birincisi önümüzde bir problem var, problemi nasıl çözüceğiz? Korkunun yerine, çözüm odaklı olmak en önemlisi. Panik mi olalım, niye panik olalım ki? Burada yapmamız gereken birinci mesele ruhsal olarak kendini dinamizmimizi ve huzurumuzu korumak, duygusal olarak toplumsal bilincimizi ve bireysel davamızda kalabalık yerlere girmemek, anne, babalarımıza karşı ziyaret varsa onları azaltmak. Yediğimiz besinlere dikkat etmek, özellikle meyve, sebze ağırlıklı C vitamin ağırlıklı, almamız gereken vitamin dopinglerini alabiliriz bugünlerde. Ve ozon terapi denen günümüzde doğal terapi yerine geçen tedavi sistemini gündemize alabiliriz. Elimizi yıkama konusunda bugünlerde çok daha titiz ve hassas olmak zorundayız. Evimizde, iş yerimizde hijyen kuralarını maksimuma çıkarmaka zorundayız. Sizde bulaştırıcılık varsa maske takın, etrafa en azından virus yaymayın. Ama dışarıdan virusü alma konusunda, birbirimizi korkuya, kaygıya, paniğe götürebilecek maskeyi takmak tamamen insanı psikoloijik rahatlatma yapacak bir durum gibi. Takılması fayda getirme noktasında sıfır diyebilirim.''


Hibya Haber Ajansı

3.0b
Okunma